
ACI KAHVE
Yaz mevsiminin son zamanlarıydı. Aylin sıcacık yatağında uyanmış keyif yaparken birden çalan telefonun sesiyle irkildi. Bir zamanlar en yakın arkadaşı olan İzgi’nin doğum günüydü ve telefonuna günler öncesinden hatırlatma notu olarak eklemişti. Şimdi ise o notun alarmı çalıyordu. Komodinin üzerinde duran telefonuna uzanıp alarmı kapattı ve “biraz daha uyusam ne olur ki!” diye söylenirken içinden, ara kalan pencereden esen rüzgârla üşür gibi oldu. Battaniyeyi üzerine çekti ve gözlerini kapattı. Yine düşüncelere, eski günlere daldı.
- İzgi, hala benim en yakın arkadaşım mıydı?
- Oysa çocukluğum ve gençliğim birlikte geçti, çok güzel günler geçirdik, zorluklara beraber katlandık, birbirimize destek olduk. Şimdi ise o yeni evlendi ve yeni bir hayatı oldu. Yeni ilişkileri, yeni akrabaları oldu. Hayatında bu kadar yoğunluk varken beni düşünmesini beklemek saçmalık olur.”
Birden gözlerini açtı, üzerindeki battaniyeyi atıp pencereye doğru koştu. Zaman epeyce geç olmuş, hava neredeyse kararmaya başlamıştı. Banyoya hızlıca koştu, suyu açtı.
- Kaç gündür banyo yapmıyorum, en son ne zaman duş almıştım? Pazartesi mi yoksa Çarşamba mıydı? Sahi bugün günlerden neydi ki? Günlerdir bu evde kalıyorum, zaman diye bir şey kalmamış aklımda.
Duşa girince suyun soğukluğu sırtını bıçak gibi kesmişti. Bir anda doğalgaz faturasını ödemediği geldi aklına. Saçlarına hızlıca şampuanı döktü ve özensizce yıkadı.
- “Hayat ne garip!” diye içinden geçirdi.
Şuan özensizce yıkadığı saçlarını bir zamanlar çok önemsediği için her duyduğu ürünü alıp, deniyordu.
Oysa; bazen önemli olan şeyler bazen ne kadar da önemsiz olabiliyordu.
Buna sebep olan şey neydi?
Aylin, duştan çıktı, saçlarını kuruttu ve hızlıca giyinip İzgi’ye hediye almak için aracına bindi ve yola koyuldu. Kendisine en yakın alışveriş merkezine gitti. Arkadaşının neden hoşlandığını bulması çok zor olmadı.
İzgi, iyi bir firmada çalışıyor ve işi gereği takım elbise giyiniyordu. Az ileride vitrininde güzel bir takım elbise olan mağazaya girdi ve onu hediye paketi yaptırdı.
Hey gidi günler hey!
Eskiden ne kadar kaliteli arkadaşlıkları vardı.
Sohbetin sohbeti açtığı akşamlara ne oldu?
Gerçekten ilişkide kaliteyi belirleyen neydi?
Bir demlik çayla yetinmeyip, ikinci demliğin demlendiği günlere ne oldu?
Ne oldu da hiçbir arkadaşı aramaz sormaz oldu?
İlişkilerin bu kadar bozulmasına sebep neydi?
Bir yandan merdivenden inerken bir yandan da düşünüyordu. Sağda bir kafe gördü. Daha önce görmediği yeni açılan bir yerdi. Aylar önce afişleri asılmıştı. Bu bir kitap kafeydi. İçeri merak ve heyecanla girdi, kendine bir kahve aldı ve cam kenarı bir masaya oturdu.

- “Şimdi burada Lale olsaydı ne sohbet ederdik.” diye düşündü.
Sonra;
- “Neyse onun yoğunlukları vardır. Yeni bir işe girdi, çocukları desen onlar da ayrı bir problem. Yaşları küçük oldukları için sık sık ilgilenmek zorunda.” diye düşünürken;
Lale kafeden içeri girdi. Yanında daha önce hiç görmediği iki kişiyle beraber gülüşüyorlardı. Aylin ne yapacağını bilemedi.

Selam mı vermeliydi yoksa görmemezlikten mi gelmeliydi?
Birden göz göze bakıştılar. Lale, ona doğru geliyordu. Yanına yaklaştı ve;
- Aylin, uzunca zamandır nerelerdesin sen?
Aylin;
- Ben evdeydim, biliyorsun bir ilişkiden yeni çıktım, toparlanmaya çalışıyorum.
Lale;
- Öyle mi? Haberimiz olmadı, nereden olacaktı ki zaten. Sen Birol’la görüşmeye başladı başlayalı bizimle iletişimi kestin. Biz de İzgi’yle, senin bizimle görüşmek istemediğini düşünmüştük. Bu yüzden araya mesafe koymuştuk.
Aylin;
- Olur mu öyle şey? Sizler benim en yakınlarımdınız. Demek bu yüzden uzaklaştınız benden. Tamam, o zaman bunu telafi edelim. Yarın İzgi’nin doğum günü var. Orada yeniden bir başlangıç yapalım mı? Yeri ve zamanı sana atarım.
Aylin, konuşma bittikten sonra kahvesinden bir yudum aldı. Ağzına soğuk kahvenin acı telvesi gelince düşündü:
- Hayatımızdaki ilişkiler de böyle değil miydi?
Bazı ilişkiler damaktaki bu acı tat gibi hayatta da acı izler bırakmıyor muydu?
Birol ile ilişki kurmaya başladıktan sonra diğer insanları görmemeye ve ilişkilerine gereken özeni vermemeye başlamıştı.
Oysa; büyük bir havuz tek çeşmeyle dolmazdı.
Diğer muslukları kapatınca var olan tek musluk da çalışmadı. Kapatılan musluklar da kullanılmadığı için paslandı.
İşte Aylin’in yaşadığı şey de tam olarak buydu. Bunu geç de olsa anlamıştı.
“Zararın neresinden dönülse kardır”
Oturduğu yerden kalktı ve “yeni bir gün ve yeni başlangıçlar” diyerek evinin yoluna koyuldu.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.
