HERŞEYİN ÖZÜ BASKIDA ÇIKAR

HERŞEYİN ÖZÜ BASKIDA ÇIKAR

HERŞEYİN ÖZÜ BASKIDA ÇIKAR

3 dk okuma

Evet! Taşı, koy, koy, koy… Taşı!

Güzel kızım, katı ile sıvı ancak böyle ayrışır. Baskı uygulamalısın. Baskı ağır olacak ki suyu çıkabilsin ve katı kısmı kaskatı olsun. Ancak böyle ayrışır. Ağırlık koyman gerekir.

Annem, bana, lorun suyundan nasıl ayrılması gerektiğini anlatırken sanki insanlar arasındaki iyi ve kötü ayrımını da anlatırdı.

Bir şeyi sadeleştirerek özünü istiyorsak, bu taş gibi ona baskı uygulamamız gerekir. Bu kuralı hayatındaki ilişkilerinde ve birçok alanda uygulayabilirsin. Çünkü baskı arttığında, lorun içindeki suyu dışarı çıkar. İnsanların da gerçek davranışları ortaya çıkar. Sen de kim iyi, kim kötü anlarsın.

Bu hayatta her şey yavaş yavaş ilerler

İlk olarak sütün tenceresini ocağa koyup ve altını yakarız. Ateşin sıcaklığıyla süte baskısını veririz. Süt yavaaaş yavaaaş ısınır.

Bazen okullarda da benzer durumlar yaşanabiliyordu. Okul Müdürü, okulundaki öğretmenlere birkaç projeyi ara ara verip, aralarında bir plan yapılarak, paylaşılmasını ve yürütülmesini isteyebiliyor. Bu zaman içerisinde süre kısaldıkça işin baskısı da artabiliyor.

Kim sorumluluk alabiliyor, kim çalışkan, kim çözüm üretebiliyor. İnsan baskı gördükçe içindeki gerçek de ortaya çıkmaya başlar. İyiliği ya da kötülüğü, çalışkanlığı ya da tembelliği görünür hâle gelir. Saflaşma da böyle oluşur.

İnsanoğlu düşe kalka, acıya rağmen mücadele ederek başarılı olmayı öğrenir.

Şairin dediği gibi:

“Dövülmeyi öğrendikçe dövmeyi öğrendi.”

Mesele baskı sırasında verdiğimiz davranış stilleridir.

İnsan, bu hayatta güzel ve faydalı bir şeyleri yaptıkça zamanla marifet kazanır. Baskı sırasında korksa bile o korkuya rağmen cesaret gösterip, üzerine gittikçe güçlenir.

Hayata doğru pencereden bakmalı

Hayat bize sık sık sorular sorar ve bu soruları problem olarak verir.

Bu problemleri ise bazılarımız görmezden gelir, bazılarımız erteler veya bazılarımız ise kader diyerek kabullenir.

Oysa; kader dediğimiz şey bu değildir. Bazen yapmamız gereken şey çok basittir.

Karşımıza çıkan problemleri kabul edip, bununla nasıl baş etmeliyim, nasıl başarıya ulaşabilirim? diyerek baktığımızda ancak başarıya ulaşabiliriz.

İnsan birçok şeyden etkilenir bu süreç içerisinde. Yorulduğu zamanlar çok olacak, canı sıkılacak, zor olacak, vazgeçmek isteyecek ama asla vazgeçmeyecek, sabırla devam edecek.

Tıpkı sütün sabrettiği gibi…

Ocaktaki süt kaynamaya başlayınca içine bir bardak sirkeyi dökeriz. Biraz karıştırdıktan sonra ocağı kapatıp beklemeye başlarız. Böylece süt sonunda lor hâline gelir.

Ama hikâye burada bitmedi.

Lorun peynir olabilmesi için onu kalıba koyarız. Sonra üzerine silindir şeklindeki bu ağır taşı koyarız. Bir peynirin iyi bir peynir olabilmesi için o taşın ağırlığına bir süre katlanması gerekir. İşte hayat da böyle...

Baskı altında her madde kendi özüne doğru döner.

Peynir, peynir olarak kalır, lor da lor olarak kalır.

Peki insan?

İnsanın hayatında da onu güçlendiren, ona marifet kazandıran, onu dönüştüren bir baskıya ihtiyaç var.

Asıl mesele, o baskının bizi nereye götürdüğü…

İyiliğe mi, kötülüğe mi?

Disipline mi, tembelliğe mi?

Cesarete mi, korkuya mı?

Tüm bunların başında en önemlisi insanın hayatında onu destekleyen ve ona yön verecek bir liderin olması önem kazanır.

Lider, yeri geldiğinde hem ilişkileri yönetir hem de hedefe giderken yoldaki problemlerimizi çözmemize yardımcı olur, yöntem oluşturur. Böylece insanda faydaya yönelik doğru davranış değişikliği ile başarıya ulaştırır.

Ancak her baskı insanı geliştirmez.

Baskının yönü, amacı ve yöntemi önemlidir.

Doğru baskı, insanı ezmek için değil; içindeki özü ortaya çıkarmak için vardır.

Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey, üzerindeki bütün ağırlıkların kaldırılması değil; taşıyabileceği doğru ağırlıkla güçlenmesidir.

Baskı altında neye dönüştüğümüz, aslında içimizde ne taşıdığımızı gösterir.

Çünkü hayatın bütün baskısı, içimizdeki gerçek özü ortaya çıkarmak içindir.

O yüzden hayat üzerimize baskı yaptığında doğru soru şu olmalı:

“Bu ağırlık beni neye dönüştürecek?”

Tıpkı süte yaptığımız gibi…

Doğru davranışlarla doğru şekilde yöntem uygulayarak onu peynire dönüştürdük.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.