Melodideki Liderlik

Her çocuk farklı bir ritmi ve melodiyi temsil ediyordu. Onları birleştiren yorumlayan ise orkestra şefiydi…

Emel, Yeşeren Çiçekler Anaokulunda stajyer öğretmenliğine yeni başlamıştı. Hayalini kurduğu çalışma hayatına yeni başlamıştı. Kapıdan içeriye girdiğinde çocukların hepsi ona bakıyordu. Evcilik köşesinde oynayan, kitapları inceleyen, tek başına bir köşede oturup oyuncak ayısıyla oynayanlar vardı. Kimisi ise sınıfın kapısında annesini bekliyordu. Emel çocukları toplayıp tanışma zamanı yaptı.

-Merhaba! Ben Emel. Hepinizle tanışmak için çok heyecanlanıyorum. Haydi, tanışalım mı?

-Öğretmenim, benim adım Cihan. Benim adımda Leylaa, benim de Elaa öğretmenim.

Emel tüm öğrencileriyle göz teması kurdu. Boy seviyelerine inerek tek tek tanıştı. Çocuklar etrafında çember oluşturdu ve onlarla sohbet etti.

Hangi oyunları oynamaktan hoşlandıkları ve gün içinde neler yaptıkları gibi konular hakkında konuştular. Bu sayede öğrencileriyle kaynaştı.

15 gün sonra

Emel sınıf düzenini kurmuştu ve artık öğrencilerini tanıyordu. Drama sınıfında etkinlik yapmayı planlıyordu, sınıftaki tüm materyalleri çocuklara tek tek tanıttı. İlk etkinliklerini yaptılar. Emel istediği sonucu alamadı. İlk etkinlik olduğu içindir, diye düşündü. Bir hafta sonra farklı bir drama etkinliği yaptı. Çocuklar çok isteksiz ve ilgisizdi. Emel sürecin neden böyle ilerlediğini anlayamamıştı. Bir sonraki hafta tekrar farklı bir drama dersi planladı, sonuç aynıydı.

“Amaç, çocukları rastgele oyunlarla eğlendirmek değil, onları belirli bir kazanım hedefine doğru, oyunun keyifli yolculuğuyla ulaştırmaktır.”

çıkarımına Emel ulaşamamıştı. Nerede yanlış yapmıştı, ilgisiz olan bir iki çocuk değildi ki… neredeyse grubun geneliydi. O gün okuldan eve dönerken akılında tek bir soru vardı, “nerede hata yaptım ki?”.

Eve geldiğinde annesinin kenarda köşede belki bir gün lazım olur diye sakladığı eşyaları ortaya çıkardığını gördü.

-Emel kızım sen mi geldin?

-Evet anneciğim

-Kızım pek keyifsiz görünüyorsun.

-Yoooo anneciğim iyiyim biraz yorgunum ondandır.

Emel montunu çıkarırken gözüne ilkokuldaki melodikası takıldı. Müzik dersinde bir notayı yanlış çaldığı için notu düşük gelmişti. Hep aynı notada hata yapmıştı. Eline melodikasını aldı ve tekrar o parçayı çalmayı denedi. Bu sefer hata yapmadan çalmayı başarmıştı.

Bir an durdu ve yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Aklından çıkmayan sorunun cevabını bulmuştu. Her nota farklı bir ifade taşıyordu. Bir notayı dahi yanlış kullansa bütünü bozardı. Tıpkı bir orkestra şefi gibi…

Orkestra şefi, her bir notaya melodiye eşlik eder. O, gruba yön veren, notaların çıkışını sağlayacak işareti veren ve notaları birleştiren, geliştiren bir liderdir. Bir kaptan nasıl gemisini iyi tanıyıp yola çıkıyorsa ve karşılaşacağı dalgalarla güvertesinin başında durup gemisine yön verebiliyorsa tıpkı onun gibidir.

Öğretmen bir liderdir

Emel çocukları tanıdığını sanıyordu. Aslında onların her biri bir notaydı. Birbirinden farklı özelliklere sahiplerdi. Onların özelliklerine göre roller vermeliydi ki, güzel bir melodi ortaya çıksın. İyi bir öğretmen aynı zamanda iyi bir liderdi.

Emel liderlikle yöneticiliği karıştırmıştı. Yöneticilik yapılması gerekenleri yapan, kendi bünyesinde çalışan kişileri denetleyendi.

Yöneticilik, denetleyiciliktir, fakat lider ise yetiştirendir. Lider, grubunu iyi tanıyan, artı ve eksileri bilen, nerelerde tıkandığını, nerelerde hata yapabileceğini bilip destekleyendir. Artı yönlerini geliştiren üzerine bir şeyler koymasını öğretendir. Aynı zaman da karşı sorumlu olduklarının eksi yönlerini yani zaaflarını bilen ve iyi yönde gelişmesi için yaptırım uygulayandır. Hata yapıldığında, ayağı takılıp düşene de kalkması için destek verendir. Lider yetiştirdiklerinde ayrıca çokça merhametli olandır.

Liderlik günümüzde yanlış kavramlarda anlaşılıyor. Etrafına emirler yağdıranı lider olarak tanımlıyoruz. Lider gerektiğinde hız veren, gerektiğinde yavaşlatandır ve konfor sağlayandır. Gerçek lider, yetiştirdiklerini kendinden daha iyi bir yere taşıyandır.

“Melodideki Liderlik” için bir yanıt

  1. Aysel Kaya avatarı
    Aysel Kaya

    Gercektende neyi neden yaptığını bilmek ile bir şeyi yapmış olmak için yapmak arasında çok büyük fark var. İnsan neden yürüdüğünü bildiğinde bile yürümesi değişiyor, halbuki yürümeyi bilmiyor muyuz biliyoruz ama bir amaça bir hedefe baglanınca neyi neden yaptığını bilince başka oluyor. Elinize saglık

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner