Dut ağacının iri, yeşil yapraklarının gölgesi yüzüne düşüyordu. Gölgelik ahşap çatının altındaki masada evraklar düzenli

Kontrolü bırakmak mı kaybetmek mi

Murat, her zamanki gibi kendi kendine aynı cümleleri söyleyip duruyordu:” Ben bu şirketi göz bebeğim

Derneğin kapısı her açıldığında aynı ses çıkardı; menteşeler hafifçe inlerdi. İçerideki uğultu bir anlığına kesilir,

Elif, çok sevdiği cam balkonunda oturup kahvesini yudumlarken kızının bir hışımla eve gelişini izledi. Cemre’nin

Soğuk bir kış günüydü. Kar, acele etmeden yağıyordu; sanki kimseyi ürkütmemeye kararlıydı. Şehrin üzerine ince

İnsan, daha çocukluk çağlarında hayaller kurmaya başlar. “Şöyle bir bisikletim olsun, böyle bir kıyafetim olsun”