Dışarıdaki hava buz gibi soğuktu. Seda buğulanmış camlarından dışarıyı seyrediyordu. Birden elindeki cep telefonunu masaya bıraktı. Telefona bakmaktan yorulan gözleriyle dışarıda yürüyen insanları ve yoldan geçen arabaları seyretmeye devam etti. Kendi iç sesiyle konuşur gibiydi. İçten içe “Şuanda yağan sulu kar şu insanların yüzüne tıpkı birer iğne gibi batıyordur. İyi ki bu havada işe gitmek zorunda değilim.” diye söyleniyordu.
Seda’nın çoğu arkadaşı hafta sonları çalışmak zorundaydı. Özel sektörde olup da hafta sonları çalışmamak büyük bir ayrıcalıktı. Seda’nın çalışma şartlarında ise hafta sonları yoktu. Yine de buluşmak istediklerinde mecburen Pazar günleri buluşmak için program yaparlardı.
Seda uzun yıllardır çalışıyordu ve yaptığı işi çok seviyordu. Bu sevgisinin en büyük etkeni de müdürü Ayşe idi. Hem iyi bir insan hem de doğru hedefler seçerek doğru strateji ile başarılara ulaşan, zorlukların üstesinden gelen güçlü bir iş insanıydı.
Seda, gücünü iyi yönde kullanan insanlara hayrandı. Ona göre güçlü insanlar otorite sahibiydiler. İnsanlar çoğu zaman güçlü olmakla sert olmayı birbirine karıştırırlar. Seda birçok değişik karakterli yöneticilerle çalışma imkânı olmuştu.
Bazıları kibrinden dolayı kendi üstünlüğünü göstermek için etrafındaki çalışanlarını ezerdi. Bazıları ise korkutarak sözünü dinletmeye çalışırdı.
Seda’nın Müdürü Ayşe merhameti biriydi ve bu özellik onu diğer müdürlerden farklı kılan en önemli özelliklerinden biriydi. Seda birçok şeyi Müdürü Ayşe’den öğrenmişti. Hiç bir personelini boş bırakmaz, becerilerine uygun işlerde çalıştırırdı. Onlara, başarının, birlikte çalışmaktan geçtiğini bilir, takım olabilmenin mutluluğunu yaşatırdı.

Bir problemle karşılaşıldığında o probleme nasıl yaklaşılması gerektiğini, nasıl bir strateji oluşturabileceğini tek tek ayrıntılarıyla personellerine anlatırdı. Bu süreç boyunca da onları yalnız bırakmayarak desteğini eksik etmezdi. Personelleri de müdürlerinin bu desteklerinden çok memnundular. Aralarında müdür çalışan ilişkisi belli bir disiplin aynı zamanda da belli bir samimiyet çerçevesindeydi. Hem işte becerilerini geliştirmeleri için hem de belli bir çerçevede aile hayatlarında, kimin ne sıkıntısı var, nelere ihtiyaçları var bilirdi.
Şirkette şoförlük yapan Ahmet’in kira sıkıntısı çektiğini bilirdi. Halkla ilişkiler bölümünde çalışan asistan Fatma’nın evlenmek üzere olduğunu ve çeyiz hazırlıkları yaptığından haberdardı. Yada üretim bölümünde çalışan Mehmet’in küçük kızı hastalandığı ve hastaneye götürecek parayı bulmada zorlandığını bilirdi. Hem ikramlarıyla maddidesteklerini, hem de sohbetleriyle manevi desteklerini eksik etmezdi. Çalışanları, müdürleri Ayşe’yi çok sever ve çok da değer verirlerdi. Çoğu zaman işleri yoğun olsa da çalışma ortamları son derece huzurluydu.
Seda’nın birkaç gün öncesini hatırlamıştı. Müdürü Ayşe ile işyerindeki konuşmaları aklına gelmişti.
-Seda’cım bu aralar işler çok yoğundu çok çalıştın. Artık güzel bir tatili hak ettin.
-Teşekkür ederim Müdürüm ama henüz işler bitmedi tatile çıkarsam işler yetişmeyebilir.
-Seda’cım güzel düşüncen için teşekkür ederim, ancak dinlenip gelirsen daha faydalı olursun. Sen işleri merak etme.
-Çok teşekkür ederim Müdürüm. O zaman tatil için hazırlığımı yapayım
O gün bunları söylerken Seda’nın yüzündeki o yorgun ifade, yerini sevinçli bir gülümsemeye bırakmıştı.
Sonra daha önce çalışmış olduğu yöneticilerini düşündü. İşler yoğun değilken bile izin hakkı olduğu halde
kullanmasına izin vermezlerdi Müdürünün kıymetini bir kez daha anlamıştı.
-Sonra “Müdürüm Ayşe gibi lider olmak isterdim” diye düşündü.
Onun gibi olabilmek için gereken çabalamaya hazır mıydı?
Müdürü Ayşe de çok yerde çalışmıştı. Bazen bunlardan bahseder, işte ne gibi sorunlar çıkabilir bizi uyarırdı.
Çoğunlukla bir projenin başında karşımıza çıkacak sorunları söyler ve önlem almamızı sağlardı. Bir problem çıksa bile hemen çözmeye çalışırdı. Şimdiye kadar onun hiç kimseye şahsi bir nedenden kızdığını görmemişti. İş yerini sahiplenir ve çalışanların güvende hissetmesine neden olurdu. Seda çalıştığı diğer şirketlerden çok farklı bir ortam gördüğü için şaşırmıştı. Hatta önce burada herkes rahat davranır diye düşünmüştü. Sonra aynı oda Müdürü Ayşe gibi işi sahiplenmiş ve az zamanda daha çok iş yapar hale gelmişti.
Seda, Müdürü Ayşe’nin bu özellikleriyle kendi özelliklerini kıyaslayarak eksik olan kısımlarını tamamlamaya çalışıyordu. Kendini şanslı hissediyor ve iyi, merhametli samimi bir yönetici olan Ayşe’ yi takdir ediyordu. İnsanın önünde örnek alacağı bir insan olması ne güzel bir nimetti…
“Sessiz Güç” için 6 yanıt
-
İyi ilişkiler için istihbarat kısmının çok üst düzey bir beceri olduğunu farketmiştim yıllar önce.
Hem iyi hem kötü yönde. İnşallah bu becerisi hayırda geliştirmek fayda vermek bize de nasip olsun -
İnsanın önünde örnek alacağı bir insan olması ne güzel bir nimetti.
💚💚💚 Hayatımızın her alanında örnek insanların çokca çoğalması dileğiyle -
İnsanın güzel bir şeylere örnek olması çok kıymetli. Okurken yaşatıyor. MaşALLAH🤲🏻🥰
-
Bir insanın iş yerinde iyi bir yöneticiye sahip olması ne büyük bir rızıkdır, ne büyük konfordur…
-
Bilinçli yöneticiler hem işlerini hem de çalışanlarını başarıya ulaştırıyorlar. Yönetimin belli kurallarından taviz vermeden bir şirkette yine mutlu çalışanlar olabilir. Hakkı verilen, iyi yönetilen yerde herkes çalışmak ta ister. Teşekkürler.
-
Güzel bir lider örneği, doğru hedeflere yönlendirebilecek doğru bir otorite..
Bir yanıt yazın