Herkes mesleğinin daha başındayken mükemmel olabilir mi?
Bir anda tüm işleri kolaylıkla halledebilir mi?
Aldığı eğitimi tamamlamış olsa da hiç zorluk yaşamadan ilerleyebilir mi?
Çoğu zaman bu sorulara sandığımız kadar kolay cevap veremeyiz.
Fatma da mesleğe ilk başladığında her şeyin çok güzel olacağını düşünüyordu.
Ancak gerçekler, beklentilerinden oldukça farklıydı. İlk zamanlar tahmin etmeyeceği kadar çok zorlandı. Hatta zaman zaman istifa etmeyi bile düşündü. Ama mesleğini yapabilmek için geçmişte ödediği bedeller, onu ayakta tuttu.
Fatma bir anaokulu öğretmeniydi. Ama sorumlu olduğu sınıfında henüz iyi bir lider değildi. O minik tatlı öğrencilerinin iyi bir lidere ihtiyacı vardı. İçten içe şunu biliyordu ki;
Yeterince emek verirse, o liderliğe ulaşabilirdi.
Ve bu yolda gelişmenin sürekli deneyip yanılarak olmayacağını fark etti. Kendisinin yansıra başkalarının
deneyiminden de faydalanarak ilerlemeliydi.

Okulundaki deneyimli öğretmenleri izlemeye başladı. Sınıflarını nasıl yönetiyorlardı? Çocuklarla nasıl iletişim kuruyorlardı? Problemleri nasıl çözüyorlardı?
Hatta bazen onların sınıflarına girip yeniden bir stajyer gibi çalıştı. Öğretmen arkadaşlarına hem destek oluyor hem de onları rahatlıkla gözlemliyordu. Diğerlerine göre daha fazla yoruluyor ama bunu umursamıyordu. Edindiği her deneyim, yaptığı her gözlem onun için küçük ama değerli bir ders oldu.
Zamanla öğrendiklerini kendi sınıfında uygulamaya başladı. Bazı öğretmenler çocukları sırayla sınıfa alıyordu . Bu sayede giriş çıkışlarda kargaşa yaşanmıyordu. O da aynı yöntemi denedi. Bazıları olumlu davranışları ödüllendiriyordu. O da ödül sistemini uyguladı.Bu küçük değişiklikler büyük farklar yarattı. Sınıftaki karmaşa azaldı. Olumlu davranışlar artmaya başladı.Ve en önemlisi, Fatma artık ne yaptığını daha iyi biliyordu.
Zaman geçtikçe özgüveni de artmaya başlamıştı. Eskiden zor gelen durumlar artık daha kolay çözülüyordu. Bir süre sonra diğer öğretmenler de ona danışmaya başladı.
- “Senin sınıfında neden problem çıkmıyor?”
- “Sen yokken bile çocuklar kurallara nasıl uyuyor?”
- “Benim sınıfımda zor bir çocuk var, ne yapmalıyım?” diye sorular soruyorlardı.
Artık sadece bir öğretmen değil, başkalarına yol gösteren bir liderdi. Emekleri onu sınıf yönetiminde başarıya taşımıştı.
Fatma’nın hikâyesi bize şunu gösteriyor: Liderlik bir anda kazanılmaz.
Doğuştan gelen bir özellik olmak zorunda değildir. Liderlik; gözlemle, doğru yöntemlerle, hata değerlendirmeleriyle ve en önemlisi sabırla gelişir.
Ve evet…
Fatma bu bedeli ödedi.
Liderlik Bir Bedel İster
Ve karşılığında hem sevgili öğrencilerini, hem de kendisini dününe göre daha başarılı hale dönüştürdü.
Şimdi ise önünde yeni bir yol var:
Hayatının diğer alanlarında da iyi bir lider olmak…
“Liderlik Bedel İster” için 4 yanıt
-
Çok kritik bir nokta bu. İyi davranışı kötüden ayırt edip karşılığını vermek. Çok etkili. Kuralların oturması döneminde işin başında olmak.
Umut verici bir yazı olmuş elinize sağlık -
Liderlik; gözlemle, doğru yöntemlerle, hata değerlendirmeleriyle ve en önemlisi sabırla gelişir.👏
Bunu kavradığımızda yaşantımız güzelleşir ve başarılarınız çoğalır 💚💚💚 -
Ana sınıfı öğretmenliği hem şefkatle hem de tatlı bir disiplinle sürdürebilecek bir meslek
Doğru yöntemle sevgili öğrencilerimi başarıya taşıyabilmek ne kadar güzel -
Fatmanın hikayesini okurken içimden “aferin kız” demek geldi. Kendi kendi debelenmek yerine o kadar güzel öğrenme seçimi yapmış ki…Tüm gücünü doğru yere yönlendirmiş. Bir şekilde insan bedel ödüyor aslında. Ya yanlış yönteme ya doğru yönteme…
Modellerken iş çıkarması kendine stajer gibi çalışması dışarıdan enayilik gibi görünüyor da…
Gerçek liderin kumaşının kadife ve yumuşak olmasının altında yatan gizem sanki tam da bu….
Bir yanıt yazın