Şartlar mı İnsanlar mı Yorar?

Soğuk bir kış günüydü. Kar, acele etmeden yağıyordu; sanki kimseyi ürkütmemeye kararlıydı. Şehrin üzerine ince bir sessizlik örtüsü serilmişti. Bu beyaz ve narin örtünün altındaki evlerden birinde sakin ama kararlı bir hareket hakimdi. Evdeki eşyalar paketlenmiş, odalarda koliler sıra sıra dizilmişti. Her kolinin içinde geçmişten bir parça, her birinin üzerinde yeni bir hayatın izi vardı. Kapının önünde bekleyen kamyon, hayatın bir sonraki durağına hazırdı. Demet, pencereden dışarı baktı. Bu sadece bir taşınma değildi. Bu, alışılmışın değişmesi, bilinenin geride bırakılmasıydı…

Demet, yıllardır aynı hastanedeydi. Koridorlarını ezbere bildiği, seslere alıştığı, insanların halini bakışından anladığı bir yerdi orası. Sorumluluk almış, yük taşımış, çoğu zaman görünmeden işleri yürütmüştü. Evden taşınmak zorunda kaldığında, iş yerinde de içini rahatlatacak bir veda yapmak istedi. Vedalar insana iyi gelirdi; olan biteni kabul etmeyi, olmayan için de kendini yormamayı öğretirdi.

Veda etmek için müdürünün odasına girdi. İçerisi ne kadar sıcaksa konuşmaları da bir o kadar soğuktu. İstediği gibi bir veda olmadı, konuşma kısa sürdü. Müdür, Demet’e neden geldiğini sormadan birimlerden, eksikliklerden bahsetti ve yeni bir görev teklif etti. Demet, bu teklife hem şaşırmış hem de odada bulunma nedenini söylemişti. Cümleler havada asılı kaldı. Konuşma, “Hakkında hayırlısı olsun” ile kapandı. Kapı kapandığında Demet, bir şeyin eksik kaldığını hissetti. Söylenmeyen bir cümle vardı; belki de sadece bir “seni anlıyorum” yeterli olacaktı. Yılların emeğini böyle bir konuşma ile sonlandırmak istemezdi. Her zamanki gibi sessizce uzaklaştı.

Hayatında yeni bir sayfa açılıyordu. Yeni ev, yeni yol, yeni hastane, yeni arkadaşlar… İşe başlayınca evraklar teslim edildi, imzalar atıldı. Birim müdürüyle yapılan görüşmede geçmişte neler yaptığını anlattı. Yılların birikimi masaya konuldu. Ardından bugünün ihtiyacı konuşuldu. Sanki eski iş yerindeki konuşma yeni hastanedeki müdürüyle devam ediyordu.

Müdür bey “ameliyathane ya da yoğun bakım” dedi. Daha önceki hastanede olan deneyimiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan iki seçenek…Kısa bir sessizlik oldu. Verilmesi gereken bir karar vardı. Demet, ameliyathaneyi seçti. Bu bir tercih miydi yoksa bir kabulleniş mi? O an ayırt etmek zordu.

Kış uzundu. Hayatındaki tüm bu değişikliklere uyumlanmak zordu Ameliyathanenin ışıkları parlaktı ama günler sanki hiç geçmiyor gibiydi. Demet çalıştı, uyum sağladı, yürümeye devam etti. Arkasına dönüp baktığımda şunu fark etti: İnsan en çok anlaşılmadığı yerde çok yoruluyordu. Kimse kötü değildi, kimse bilerek yanlış yapmıyordu.  Peki eksik olan şey neydi?

Aylar geçti. Demet başka bir birime klinik sorumlusu olarak görevlendirildi. Bu kez masanın diğer tarafındaydı. Karar veren, planlayan, denge kuran oydu. O an, geçmişte yaşadığı o sessiz anlar geldi aklına. Kış günleri gibi soğuk ama öğretici anlar…

Görevlendirmelerini yaparken yalnızca listelere bakmadı. İnsanlara baktı. Yüklerini tarttı, sınırlarını gözetti. Herkesin aynı hızda yürümeyeceğini, aynı yükü taşıyamayacağını biliyordu. Biri zemini yoklaya yoklaya ilerler, diğeri adımlarını büyütür.

Demet için liderlik, sesi yükseltmek değildi. Ona göre liderlik, kar yağarken üşüyeni fark edebilmekti. Yolu göstermek kadar, yolun zorluğunu hesaba katabilmekti. Kalp kırmadan, incitmeden, sistemi ayakta tutabilmek, ihtiyacı gözetmekti.

Şartlar her zaman değişmez. Ama liderlik, o şartlar altında kimlerin zorlandığını fark edebilme becerisiydi.

Peki biz, zor zamanlarda önce şartları mı konuşuyoruz, yoksa sessizce zorlanan insanları mı görüyoruz?

“Şartlar mı İnsanlar mı Yorar?” için 3 yanıt

  1. Aysel Y. avatarı
    Aysel Y.

    “Kar yağarken üşüyeni fark edebilmek” yazıyı okuyunca tüm meselenin farkındalık olduğunu hissettirdi. Anlaşıldığını hissetmek yanlışları doğru yapan kapının giriş anahtarı sanki. Demet ne güzel öğrenmiş eski liderlerin yanlışlarını yapmamayı…
    İnsanın yorduğunu zannediyoruz da aslında yoran doğru yöntemi bilmemek, anlamaya çalışmamak ve karşındakinin neye ihtiyacı olduğunu bir an olsun düşünmemek….
    Demet gibi liderlerle vedalar da yeni başlangıçlarda uyumu kolaylaştırır.

    Loading spinner
  2. Şirin Evin avatarı
    Şirin Evin

    Lider; ekibinde kimin ne kırılganlığının olduğunu, kimin ne şartlarda çalıştığını, kimin içinde ne savaşlar verdiğini, kimin hayatında fırtınalar kopsada yine görevini tam tamına layığıyla yapabilir olduğunu, kimin hastasını düşünerek aslında onun yanında olması gerekirken olmak zorunda olduğu yerde dimdik kalabilmenin nedemek olduğunu görebilen kişiydi…

    Loading spinner
  3. Havva K. avatarı
    Havva K.

    Liderlik kimi zaman karşıdaki kişinin becerisini öngörebilmek, yön vermek ve desteklemektir. Liderlilğin farkedilemeyen detay özelliklerini güzel ifade edilen bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık🌸

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner